BeytulKitap

Web sitemizde 22 kategori'de 26 makale'ye yazılmış 21 yorum bulunmaktadır.
reklam alanı

Turuncu Hüznün Kokusu – M. Nedim Hazar

Kategori: Nedim Hazar
25 Tem 2011
0 Yorum
92 Kez Okundu

“Sakın bir kelebeğin, kozasını delmek için gayret gösterip, yorulup vazgeçtiğini görürseniz ona yardım etmeyin.

Kötülük edersiniz zira… Her çabalanış, çırpınış biraz daha güçlendirir kelebeğin bacaklarını, kanatlarını. Eğer dışarıdan bir müdahale olursa güçsüz kalır kanatlar ve birkaç günlük yaşamı boyunca uçamaz kelebek…”

Okumak; ilk emrin gözlerimizden girip, beynimizi turlayıp, kalbimizden pompalanmasıyla hayatımızı beslerken, bazen öyle güzel okuma serüvenleri yaşıyoruz ki herkes çıksın bu yola istiyoruz. O kitabı herkes okusun, o yazara herkes şapka çıkarsın, hayat daha güzel olsun diyoruz. Hayatı güzelleştiriyor güzel bir kitap. Bazen bakışımızı yumuşatıyor, bazen akışımıza ahenk veriyor. Okumak üzerine söyleyeceklerim ayrı bir yazıya dönüşmeden, hikaye okumayı sevenler için kaçırılmayacak bir kalemden söz etmek istiyorum.

M. Nedim Hazar… Kendisini birçoğumuz gibi Zaman Gazetesi’deki köşe yazılarından tanımıştım. Bence yorum sayfasındaki en harbi kalemdi. Sayfa yorum sayfası olunca, çoğunlukla gündemle ilgili konulardan bahsediyordu elbette. Arada bir sanatsal denemelerine denk geliyordum, dünyalar benim oluyordu. Keşke Kültür-Sanat sayfasında yazsa diye iç geçiriyordum. Sonra birgün imam-hatip kütüphanemize Turuncu Hüznün Kokusu’nun geldiğini gördüm. İşte karşımdaydı Nedim Hazar… Hem de hikaye kitabıyla!

Hikaye okumanın tadını alıp da vazgeçemeyenlerden biri olarak kitabı gözüme kestirdim. Velhasıl bir gün elime geçti. Elime geçmesiyle de  Kadıköy-Kartal arası mesafe hissedilir oranda kısaldı. Otobüs yolculuğu kavramı beynimdeki yerini metroya bırakırken, nasıl bitti bu kitap anlamadım.

Orta uzunluktaki hikayeler, senaryo olarak kaleme alınan metinlerin hikaye kitabına dönüşmüş hali. Hem diliyle hem olay örgüsüyle hem de orijinalliğiyle kuşatıyor sizi. Birçok konuya farklı açılardan yaklaşılmış.

Zaman kavramı bir insanı zamanın ötesine en fazla ne kadar uçurur?

Hayatınızda cüzzam hastalığına yakalanmadığınız için hiç şükrettiniz mi?

Şehrin duvarları ne anlatıyor size?

Büyük bir deprem mi daha yıkıcı hemen arefesi mi?

Kitabın adından da anlaşılacağı üzere genelde hüzün veren olaylar anlatılıyor. Ben, okurken hüzünlenmeyi size bırakıyor, sonlara doğru karşıma çıkan mizahi bir bölümü alıntılayarak son sözümü söylüyorum: Teşekkürler Nedim Hazar!

“… Her şey hazırdı. Önce Osmanlı kuvvetlerine “hazır ol” işareti verildi. Ve megafondan yönetmenin otoriter sesi duyuldu:

-Osmanlılar yürüyün…

Ortalık birkaç saniyede toz duman oldu. Osmanlı savaşçıları saldırıya geçtiler.

-Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah….

Tam vadinin ortasına geldikleri zaman yönetmen var gücüyle sol tarafa bağırdı,

-Bizanslılar yürüyün…

Onlar da kılıçlarını çekip harekete geçtiler.

-Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah….

Yönetmen gırtlağını yırtarcasına bağırdı:

-Stooooooooooop…!

…”

Bu yazıya benzer yazılar

:

: (yayınlanmayacak)

: (varsa)

:

Sitemize Destek İçin Bir Tık
  • reklam alanı
  • reklam alanı
  • reklam alanı
  • reklam alanı
Bu sitede yayılnanan yazıalr kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz-apress-aorhan!
Bu sitede yayılnanan yazıalr kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Copyright Tüm hakları saklıdır. - Tasarım: aPress