BeytulKitap

Web sitemizde 22 kategori'de 26 makale'ye yazılmış 21 yorum bulunmaktadır.
reklam alanı

Lâ – Sonsuzluk Hecesi

19 Eyl 2011
0 Yorum
288 Kez Okundu

‘Derken Şeytan onların ayaklarını kaydırarak içinde bulundukları nimet yurdundan çıkardı.’ / Bakara-36

Birbirinden güzel kıssaları kendi üslubu ile şekillendiren Nazan Bekiroğlu, bu sefer de ‘Lâ-Sonsuzluk hecesi’ adlı kitabıyla çıktı okuyucuların karşısına. Kur’ân-ı Kerim ile çelişmeyecek şekilde kaleme alınan eser de; ilk yaratılıştan, ilk isyandan, ilk sürgünden, ilk katliamdan bahsediliyor genel hatlarıyla.

‘Hikayenin ismi düştü dilime bir gece: LÂ.
İLLÂ, dedim.
Bir ömür boyu aradığım hece harfinin LÂ olduğunu bildim.
LÂ: Olumsuzluk eki. Başkaldırı serbestîsi.
Ama değil mi ki Tevhid  kelimesi de LÂ ile başlar: LÂ ilâhe.
Bilinçli kabul edilmesi onun ardından gelir: İllallah

Öyleyse Âdem, İLLÂ’ya giden yolda bir LÂ hecesidir. İsyan tecrübesi onun ilk halidir. Âdem cümlenin daha başında LÂ diyecek, reddedecek özgürlüğe sahip olduğu halde illallah’a varmasıyla yaratılmışların en güzelidir, mümkünler aleminde ki o en esrarlı heceyle, kendiliğinden değil bile isteyedir. LÂ, hiçlik mesabesi, öyleyse sonsuzluk ekidir.’

Lâ sahifesi, adlı bölüm ile başlıyor kitabımız. Burada ‘lâ’ nın hükmünden, öneminden ve kitaba bu adı vermesinin sebeplerinden bahsediliyor.

Akabinde  ‘Cennet Günleri’ adlı kısım…
Okudukça anlayacaksınız ya, yazarımız tasvir de zirveye ulaşıyor adeta.  Şiir gibi anlatımını, çok rahat resme dönüştürebilirsiniz. Size bu imkanı sunuyor, o derece tasviri kuvvetli. :)
Çoğu  insanın kafasında oluşan, basma kalıp ‘Adem ve onun cennetten kovulmasına sebep olan Havva’ kıssasının dışına çıkılıyor, ve Kur’ân-ı Kerim’in izinde insanlara farklı -ya da olması gereken bir biçimde yansıtılıyor.

“Bunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu.”/Maide-30

Kitabımızın sonlarına doğru da habil ve kabil kardeşlerin çekişmesi yer almakta, diyor ve kitaptan bir alıntı paylaşarak sözlerime son veriyorum.

Her şey gizli. Benim bildiğimse:

Gizli bir hazineydi; görünmeyi bilinmeyi sevdi.

Sıfırdan zamana, sonsuz ân’dan ânbeân’a,

nâ- mevcuddan vücuda, lâ-mekâna,

noktadan mükemmele,

kelimeden cümleye,

emirden vâkiye.

Muhabbeti aşikâr kuvveyi fiil eyledi.

OL, dedi.

OL’uverdi.

Kün!

Bir kaf. Bir nun.

Sonra sükun.

:

: (yayınlanmayacak)

: (varsa)

:

Sitemize Destek İçin Bir Tık
  • reklam alanı
  • reklam alanı
  • reklam alanı
  • reklam alanı
Bu sitede yayılnanan yazıalr kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz-apress-aorhan!
Bu sitede yayılnanan yazıalr kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
Copyright Tüm hakları saklıdır. - Tasarım: aPress